90 markanın en yeni tasarımları, 4 sergide 85 özel seçki, Talks sahnesinde Endüstriyel Tasarımcı Ross Lovegrove’un da aralarında bulunduğu 30’u aşkın konuşmacı ve 23 ülkeden alıcılar FDI İstanbul’da!
Furnishings & Design Istanbul (FDI), 24–26 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde üçüncü kez düzenlenecek. “Where Design Leads” (Tasarıma Yön Verenlerin Olduğu Yer) mottosuyla gerçekleştirilecek FDI Istanbul 2026, 90 markanın en yeni tasarımlarını, dört sergide 85 özel seçkiyi ve tasarım dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirecek.

Üç gün boyunca tasarım, yaratıcı ekonomiler, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve sektörün dönüşümü FDI Stage & Talks’ta ele alınacak. Biyomimetik tasarımın öncülerinden Ross Lovegrove’un da aralarında bulunduğu 30’u aşkın önemli isim programda yer alacak.
FDI İstanbul’un düzenleyici kurumu olan MOSFED’in Başkanı Ahmet Güleç: “Bizim için mesele yalnızca ticaret değil; bir sektörün, bir şehrin ve zaman içinde bir ülkenin anılma biçimini değiştirmek” dedi.
Güçlü tasarımın, sürdürülebilir üretim uygulamalarının, katma değerli ticaretin ve markalaşma stratejilerinin buluşma noktası Furnishings & Design Istanbul (FDI), üçüncü yılında da tasarımın sektördeki belirleyici rolüne daha güçlü bir içerikle odaklanmaya devam edecek. Organizasyon; nitelikli marka ekosistemi, düşünsel içerik, iş birlikleri ve küresel görünürlük ekseninde şekillenecek.
MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, FDI İstanbul’un yalnızca bir fuar organizasyonu değil, Türkiye mobilya ve iç mekan sektörünün üretim gücünü tasarım, marka ve kültürel vizyonla buluşturan bir yapı olduğunu belirtti. “Hedefimiz Türkiye’yi yalnızca üreten ve ihraç eden bir ülke olmanın ötesine taşımak; tasarlayan, markalaşan ve dünya pazarlarında kendi değeriyle yer alan bir mobilya ülkesi haline getirmektir” dedi.
Türkiye mobilya sektörünün üretim ve ihracattaki gücünün, tasarım odağındaki dönüşümle yeni bir aşamaya taşındığını ifade eden Güleç, FDI İstanbul’un bu dönüşümün somut bir karşılığı olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin mobilyanın hemen hemen tüm kategorilerinde üretim yapabilen dört ülkeden biri olduğunu belirten Ahmet Güleç, sektörün ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekti.
Türkiye mobilya sektörünün 49 bin 179 üretici işletmesiyle toplam imalatın %9,7’sini oluşturduğunu ve 500 bin kişiye istihdam sağlayarak büyük bir ekosistem meydana getirdiğini ifade etti. “Üretim gücümüz 14 milyar dolar seviyesinde ve bunun önemli bir kısmını ihracatla dünyanın yaklaşık 200 ülkesine ulaştırıyoruz. Ancak ham madde, enerji ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve küresel rekabetin sertleşmesi gibi sorunlar üretim maliyetlerimiz ile verimlilik artışımız arasındaki dengeyi bozmuş durumda” dedi.
Sektörün yeni rekabet koşullarına uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Güleç, “Böylesi sorunların etkisini minimize etmek için dünyadaki yeni rekabet koşullarını görerek stratejik adımlar atmalıyız. Mobilya sektörümüz bugüne kadar küresel bir başarı hikâyesi yazdı; ancak artık ihracattaki büyümenin yalnızca fiyat rekabetiyle sınırlı kalamayacağı bir dönemdeyiz. Daha yüksek birim değerli, daha nitelikli, tasarım odaklı ve markalı ürünler ihraç etmeliyiz” dedi.
FDI İstanbul’u tasarım ile sanayiyi, üretici ile markayı, Türkiye ile küresel pazarı aynı zeminde buluşturacak şekilde kurguladıklarını belirten Ahmet Güleç, fuarın seçici yapısının bu vizyonun bir parçası olduğunu söyledi.
“Fiyat rekabetinin ötesine geçmenin yolu tasarım, marka, inovasyon ve sürdürülebilirlikten geçiyor. FDI İstanbul, tasarımcıyla çalışmayı ve özgün ürün sunmayı temel kriter haline getiren seçici yapısıyla klasik fuarcılığın ötesine geçerek Türk sanayisi için rekabetçiliği yeniden tasarlıyor” dedi.
“Her yıl daha fazla markamız tasarıma yatırım yapıyor, özgün ürün geliştiriyor ve tasarımcılarla kalıcı iş birlikleri kurarak markalarını yükseltiyor. Hedefimiz Türkiye’yi yalnızca üreten değil; tasarlayan, markalaşan ve dünya pazarlarında kendi değeriyle yer alan bir mobilya ülkesi yapmak. Daha büyük ufkumuz ise İstanbul’u, tasarım denildiğinde dünyada akla gelen şehirlerden biri haline getirmek” diye ekledi.
FDI İstanbul 2026, 90 markanın en yeni tasarımlarını ziyaretçilerle buluşturacak ve dört farklı sergi alanında tasarımın farklı üretim ve ifade biçimlerine odaklanacak.
FDI New Horizon Exhibition, 42 bağımsız tasarımcıyı bir araya getirerek yeni nesil yaratıcı fikirleri görünür kılacak. FDI Design Circle ise bu yıl “Malzemenin Hafızası” temasıyla kurgulanacak ve malzemenin taşıdığı hikâyeler üzerinden 30’un üzerinde ürünü bir araya getirecek.
Masterful sergisinde dört tasarım merkezinin tasarladığı ve dört mobilya markasının üretimini üstlendiği özel ürünler yer alacak. Big Soft sergisi ise konfor kavramını bir ürün özelliğinin ötesine taşıyarak bir mekân atmosferi olarak yeniden ele alacak; sergide altı tasarımcının özel çalışmaları ziyaretçilerle buluşacak.
FDI İstanbul’un ticari boyutunu güçlendiren Designer-to-Business (D2B) Programı bu yıl genişletilecek. Ticaret Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirilecek yabancı alım heyeti programı, ABD, Almanya, İtalya, Azerbaycan, Bahreyn, Burkina Faso, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Gana, Güney Afrika, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Katar, Makedonya, Meksika, Nijerya, Pakistan, Senegal, Slovenya, Tunus ve Yunanistan’dan nitelikli uluslararası alıcıları Türk markalarıyla bir araya getirecek.
Fuarda 21 farklı ürün grubu aynı tasarım ekosistemi içinde buluşacak.
FDI İstanbul’un düşünsel ve kültürel programının merkezinde yer alan FDI Stage & Talks, üç gün boyunca tasarım, yaratıcı ekonomiler, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve mobilya sektöründeki yapısal dönüşümü farklı perspektiflerden ele alacak.
12 panel ve 30’u aşkın önemli ismin yer alacağı programda; daha iyi üretim, daha güçlü pazarlama modelleri, yeni nesil iş birlikleri ve networking kültürünün geleceği tartışılacak.
Programın uluslararası konukları arasında biyomimetik tasarım yaklaşımının öncülerinden Ross Lovegrove da yer alacak. Lovegrove’un yanı sıra Julio Rodrigo Fuentes, Philipp Trompeter, Signe Byrdal Terenziani ve Carlo Biasia gibi uluslararası isimler de FDI Stage & Talks kapsamında Türkiye’den tasarımcı, mimar, akademisyen ve sektör temsilcileriyle aynı sahneyi paylaşacak.
Türkiye’den ise Şebnem Buhara, Defne Koz, Yeşim Kozanlı, Burç Özarıtan, Mustafa Toner, Kunter Şekercioğlu, Ece Yalım, Ahmet Raşit Karaaslan, Erdem Akan, Kerem Özerler ve Pınar Hacıraifoğlu başta olmak üzere çok sayıda değerli isim programda yer alacak.
Böylece FDI Stage & Talks, yalnızca güncel tasarım gündeminin konuşulduğu bir sahne olmanın ötesine geçerek; üretim, tasarım, teknoloji, sürdürülebilirlik ve iş dünyası arasındaki yeni ilişkileri tartışmaya açacak.
FDI İstanbul’un küratöryel yaklaşımının ve içerik bütünlüğünün arkasında, farklı disiplinlerden, kendi alanında saygın isimlerin yer aldığı Tasarım Komitesi bulunuyor.
Fuarın küratöryel filtresini, içerik çerçevesini ve “Where Design Leads” (Tasarıma Yön Verenlerin Olduğu Yer) mottosunu odağa alan komite, tasarım dünyası ile sektör arasındaki nitelikli buluşmayı güçlü bir program bütünlüğüne dönüştürüyor.
Başkanlığını akademisyen ve endüstriyel tasarımcı Alpay Er’in üstlendiği Tasarım Komitesi; iç mimar ve tasarımcı Ahmet Raşit Karaaslan, mimar Aynur Yılmaz, yüksek iç mimar Cem Cemal Çobanoğlu, stratejik içerik danışmanı Cengiz Ayyıldız, endüstriyel tasarımcı ve iç mimar Ece Yalım, tasarımcı, küratör ve eğitmen Erdem Akan ile endüstriyel tasarımcı Şule Koç’tan oluşuyor.
FDI İstanbul’un ilk iki edisyonunda 150 marka, Türkiye dahil 64 ülkeden 39 bin 567 ziyaretçiyle İstanbul’da buluştu. 12 özel kreasyonlu sergide 208 özel seçki ziyaretçilerle paylaşıldı. Üç gün süren FDI Stage & Talks programında alanında uzman 78 isim, öğretici, geliştirici ve harekete geçirici sunumlarıyla yer aldı. Designer-to-Business Programı kapsamında ise 625 iş görüşmesi gerçekleştirildi.
Heavy Duty Next Gen Serisinde Sınır Değişti