Lacoste, yeni marka kampanyasıyla kimliğini tanımlayan değerleri yeniden vurguluyor: “Tenisten doğan ve özgür bir Fransız zarafetiyle hareket kazanan bir stil.”
Lacoste, yeni global marka kampanyasıyla yalnızca bir koleksiyonu değil, köklerine uzanan bir hikayeyi yeniden anlatıyor. Tenisten doğan ve yıllar içinde özgür bir Fransız zarafetine dönüşen bu miras, Maison’un imzası olan “Hayat Güzel Bir Spordur” söyleminin geri dönüşünü simgeliyor. Kampanya filmi sporu bir performans alanının ötesine taşıyor; bir duruş, bir jest, bir oyun ve yaşam biçimi olarak yaklaşan bir bakış açısı sunuyor. Lacoste ile tenis arasındaki köklü bağ, marka elçisi ve spor tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Novak Djokovic ile güçlü bir şekilde yeniden hayat buluyor.
Genç bir kadın belirir; elinde bir tenis topu. Sürekliliği olan bir hareket başlar. Şehrin içinde akışkan ve öngörülemez bir yolculuk başlar. Bahçelerden yan sokaklara, Opéra’dan golf sahalarına uzanan sahneler birbiri ardına açılır. Paris Latino’nun ritmi eşliğinde film, hafiflik ve zarafetle ilerler.
Her karşılaşmada tek bir kelime yankılanır: “Pardon.” Kendinden emin, zarif ve oyunbaz bir ilerleyiş… Anlatı derinleştikçe, polo tişört ve pileli etek gibi Lacoste’un ikonik parçaları sahnenin doğal bir uzantısına dönüşür. Koşu, Lacoste tarihinin ayrılmaz bir parçası olan Roland-Garros’un kalbi Court Philippe-Chatrier’de doruk noktasına ulaşır.
Ve o an: tüm bu akışın aslında tek bir kesintisiz jest olduğu anlaşılır, topu yeniden oyuna dahil eden bir hareket. Genç kadın bir top toplayıcı kızdır. Karşısında, disiplini ve oyun zekasıyla olağanüstü bir rota çizen ve sporun standartlarını yeniden tanımlayan marka elçisi, “GOAT” Novak Djokovic vardır. Kısa bir duraksama ve neredeyse fark edilmeyen bir kayış… Bakışları maçtan uzaklaşır ve ona yönelir.
İkonik kampanya filmleriyle tanınan yönetmen Fredrik Bond tarafından çekilen Lacoste’un yeni kampanya filmi, diyaloglar yerine ritim, beden dili ve bakışların gücüne dayanıyor. Estetik anlayışı, gerçekçilik ile stilize edilmiş bir görsellik arasında aydınlık bir dengede duruyor.
Kampanya görselleri de filmin yansıttığı yaklaşımı güçlü bir şekilde devam ettiriyor. Gündelik ve tanıdık sahnelerin içinde bir tenis topu beliriyor. Ancak bu top, yalnızca hareketi başlatmıyor, onu görünür kılıyor. Bedenler tenis ve modanın kesişiminde, dengelerini kaybedip yeniden bulan akışkan pozlarla hareket ediyor.
Modaya dair aydınlık ve iyimser bakış açısıyla tanınan fotoğrafçı Angelo Pennetta imzasını taşıyan seri; polo tişört, pileli etek, Lenglen çanta gibi Lacoste’un ikonik parçalarını doğal ve çağdaş bir estetikle öne çıkarıyor.
BETC ile geliştirilen kampanya, Eyfel Kulesi’nin silüetinin eşlik ettiği Paris fonunda görüntülenen marka elçisi Wang Yibo’yu da kapsıyor. Onun varlığı, hem ustalıkla kontrol edilen hem de kendiliğinden gelişen hareket anlayışını doğal bir zarafetle somutlaştırıyor.
27 Nisan itibarıyla hayata geçen kampanya; film, basılı mecra, dijital ve sosyal medya dahil olmak üzere 360° bir iletişim ekosistemiyle küresel ölçekte yayılıyor. Roland-Garros’taki güçlü varlığıyla kampanya, Lacoste ile turnuva arasındaki 55 yıllık köklü iş birliğini bir kez daha görünür kılıyor.
Lacoste, güçlü bir inancı yeniden ortaya koyuyor: Spor, performansın ötesine geçer. Bir duruştur. Bir enerjidir. Bir varoluş biçimidir.
Eric Vallat’ın sözleriyle:
“Lacoste tenisten doğmuştur ve tenise özünden bağlı kalmaya devam eder. Tenis; zamanı ve nesilleri aşan bir stile, bir tavra, bir hareket biçimine ilham verir. ‘Life is a Beautiful Sport’ ile bu vizyonu yeniden teyit ediyoruz: Lacoste gibi jest ve tavırla ifade edilen ve kortun ötesine geçerek hayatın bir parçası haline gelen akışkanlık ve zarafet dolu bir spor anlayışı.”
1933’te ilk polo gömleğinin yaratılmasından bu yana Lacoste, kadınlar, erkekler ve çocuklar için benzersiz ve özgün bir yaşam tarzı sayesinde dünyaya iyimserliği ve zarafeti yaymak için özgün spor geleneğine göre hareket etti.
Hem spor hem de moda dünyasında olan Lacoste, bizi özgürleştirir, hayatımızda hareket yaratır ve kendimizi ifade etme yeteneğimizi özgürleştirir. Her koleksiyonda ve her çizgide, Lacoste’un zamansız zarafeti, yaratıcılık ve klasik çizgilerin karışımıyla ölümsüzleşiyor.
Başından beri, timsahın aurası, onu giyen her nesille daha keskin hale geldi ve tarzın çok ötesine geçen ayırt edici bir işaret haline geldi. Ülkeden ülkeye, bir nesilden diğerine ve bir arkadaştan diğerine geçen Lacoste parçaları, onları ikon statüsüne yükselten duygusal bir bağ kurdu.
Evrensel ve zamansız Lacoste zarafeti, her insanın değerlerine ve farklılıklarına saygı duyduğu ve tanıdığı büyük bir topluluğu birleştirdi. Lacoste, erkek ve kadın çalışanlarını standart taşıyıcıları olarak kabul eder ve bir kuruluşta tatmin bulmanın en iyi yolunun kendini cesurca ifade etmekten geçtiğine inanır. Misyonu basittir: her insanın tam potansiyeline ulaşması için koşulları yaratmak.
Lacoste, 98 ülkede bulunan ve 1100 mağazadan oluşan bir ağ aracılığıyla dağıtılan uluslararası bir MF Brands Group markasıdır.
Marka, 1990 yılından bu yana Türkiye’de Eren Perakende tarafından temsil edilmektedir. Eren Perakende, 55 mağaza ve online alışveriş siteleriyle faaliyet göstermektedir.
Under Armour ve Bürsin’den İlham Veren Adım