18 Eylül 2026 Cuma
Türkiye’nin uluslararası standartlardaki ilk lüks designer outleti Florentia Village, açılış galasını dünyanın en büyük organizasyonlarına imza atan Balich Wonder Studio’nun hazırladığı özel gösteriyle kutladı. Açılış galasına İstanbul Valisi Davut Gül, İlçe Kaymakamları, Belediye Başkanları ve STK Başkanlarının yanı sıra iş, sanat, spor ve cemiyet hayatının önde gelen isimleri katıldı. Etkinliğe yaklaşık 4 bin kişi katıldı.
Kalyon İnşaat ile İtalyan RDM-Fingen Group ortaklığında hayata geçirilen Florentia Village, moda, gastronomi, kültür, sanat ve eğlenceyi aynı destinasyonda buluşturan yeni nesil bir yaşam alanı olarak ilk misafirlerini ağırladı. Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu ile RDM Italia CEO’su Jacopo Mazzei ev sahibi olarak misafirlerle tek tek ilgilendi.
Dünyaca ünlü lüks ve premium markaları İstanbul’da bir araya getirirken Türk markalarının da dünyaya açılan kapısı olmayı hedefleyen Florentia Village’ın açılış davetine iş, sanat, spor ve cemiyet dünyasından çok sayıda ünlü isim katıldı.
Bugüne kadar 17 olimpiyat töreni gerçekleştirerek bu alanda rekora ulaşan ve 2026 Milano Cortina Kış Olimpiyatları ile FIFA Dünya Kupası açılış törenlerine imza atan Balich Wonder Studio, Florentia Village için mekânın tamamına yayılan özel bir gösteri tasarladı.
“Kesişen Dünyalar” konseptiyle hazırlanan gösteri; Türkiye ile İtalya’yı, Doğu ile Batı’yı, geçmiş ile geleceği opera, moda, müzik, dans ve sanat performanslarıyla aynı hikayede buluşturdu. Florentia Village’ın sokaklarından meydanlarına, bahçelerinden ana sahnesine kadar tüm alana yayıldı. Konuklar yalnızca gösteriyi izlemekle kalmadı; farklı rotaları takip ederek deneyimin bir parçası oldu ve Florentia Village’ı keşfetti.
Gösteri, Florentia Village’ın ana merdivenlerinde iki piyanonun eşlik ettiği karşılama performansıyla başladı. Puccini’nin dünyaca ünlü aryalarının seslendirildiği opera bölümünün ardından gecenin en dikkat çekici anlarından biri yaşandı.
Çağdaş bir yorumla tasarlanan büyük bir Osmanlı kalyonu, müzik ve ışık gösterileri eşliğinde adeta su üzerinde süzülüyormuşçasına gökyüzünde belirdi. Kalyondan inen yolcuları simgeleyen modeller, moda dünyasında güçlü ve özgün çizgileriyle tanınan 15 tasarımcının açılış gecesine özel hazırladığı kostümlerle ana merdivenlerde teatral bir moda performansı sergiledi. Tasarımlar, sahneyi güçlü ve çarpıcı bir moda anlatısına dönüştürdü.
Ana sahnenin ardından gösteri Florentia Village’ın meydanlarına ve bahçelerine taşındı. Uluslararası büyük prodüksiyonlarda 18 yıllık deneyime sahip kostüm tasarımcısı Ayşe Gülru Rovelli’nin hazırladığı kostümleri taşıyan beş gezgin, konuklara farklı keşif rotalarında rehberlik etti. Bu yolculuk esnasında Doğu Ekspresi’nden ilham alan teatral bir sahne, İstanbul’un kedilerine adanan canlı grafiti performansı, Doğu ile Batı’nın buluşmasını yorumlayan dans gösterileri ve ışıklı bahçe enstalasyonları konuklarla buluştu.
Farklı noktalarda devam eden performanslar, gecenin sonunda Luxury Square’de gerçekleştirilen büyük finalle tamamlandı. Saatler 21.00’i gösterdiğinde ise Florentia Village’ın dünyaca ünlü lüks markaları kapılarını açarak ilk misafirlerini ağırladı.
Açılış töreninde konuşan Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu ile RDM Italia CEO’su Jacopo Mazzei, bu önemli yatırımın arkasındaki ortak vizyonu ve Florentia Village’ın uluslararası hedeflerini paylaştı.
Murathan Kalyoncu: “Florentia Village, ortak bir hayalin, inancın ve güçlü bir dostluğun eseri oldu. Sevgili iş ortağım ve değerli dostum, RDM Italia CEO’su Jacopo ile bu yola çıkarken tek bir amacımız vardı: İstanbul’a dünya standartlarında, çok özel bir destinasyon kazandırmak. İtalyan estetiğini Türk misafirperverliğiyle; RDM-Fingen Group’un uluslararası perakende birikimini Kalyon İnşaat’ın mühendislik ve yatırım tecrübesiyle buluşturduk. Misafirlerimizin burada yalnızca alışveriş yapmalarını değil; yaşamalarını, keşfetmelerini, eğlenmelerini, güzel hatıralar biriktirmelerini ve buradan mutlu ayrılmalarını istedik. Florentia Village aynı zamanda Airport City vizyonumuzun ilk adımı; İstanbul Havalimanı çevresinde gelişecek yeni bir ekonomik ve turistik ekosistemin başlangıç noktasıdır. Böylesine büyük bir vizyonun ilk adımını sıradan bir açılışla yapmak istemedik. Florentia Village’ın ruhuna yakışan, çok özel ve unutulmaz bir gösteri hayal ettik. Dünyanın en önemli organizasyonlarına imza atan Balich Wonder Studio da aylar süren titiz bir çalışmayla Florentia Village’ın ruhundan doğan benzersiz bir deneyim tasarladı.”
Jacopo Mazzei: “Florentia Village İstanbul, doğru fırsatı, doğru lokasyonu ve her şeyden önemlisi doğru iş ortaklarını bulmak için on yılı aşkın süredir devam eden bir yolculuğun sonucu. İstanbul; Avrupa ile Asya’yı, farklı kültürleri ve gelenekleri buluşturan, olağanüstü enerjiye ve potansiyele sahip bir dünya şehri. Büyük projeler insanlar ve güçlü ortaklıklarla hayat buluyor; Kalyon İnşaat ile Floransa’nın ruhunu, zarafetini ve kalite anlayışını İstanbul’un benzersiz karakteriyle buluşturan uluslararası bir destinasyon yarattık. Bu vizyonu gerçeğe dönüştüren Türk ve uluslararası ekiplerimize, ortaklarımıza ve projeye inanan tüm markalarımıza teşekkür ediyorum. Bugün yolculuğumuzun sonu değil, Florentia Village’ın yerli ve yabancı ziyaretçiler için İstanbul’un yeni buluşma noktalarından biri olacağı güçlü bir başlangıç.”
Türkiye’nin uluslararası standartlardaki ilk lüks designer outlet’i Florentia Village, Kalyon İnşaat ile RDM-Fingen Group ortaklığında 250 milyon euro yatırımla hayata geçirildi. Proje kapsamında Türkiye’ye 180 milyon euro yabancı kaynak girişi sağlandı.
Yaklaşık 1,5 yılda tamamlanan projenin ilk fazı, 65 bin metrekare kiralanabilir alanda 190 mağazanın yanı sıra gastronomi ve sosyal yaşam alanlarını bir araya getiriyor.
Birinci fazın ilerleyen dönemlerinde projeye eklenecek 5 yıldızlı otel için Marriott Group ile görüşmelerde son aşamaya gelindi. Proje içerisinde yer alan 20 bin kişi kapasiteli konser ve etkinlik merkezi ise yerli ve yabancı sanatçıların performanslarının yanı sıra uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapacak.
Rönesans ve Antik Roma’dan izler taşıyan Florentia Village, bu mirası modern İtalyan mimarisiyle buluşturan açık hava alışveriş ve yaşam destinasyonu olarak tasarlandı.
Meydanları, sokakları, cepheleri ve açık alanlarıyla Florentia Village; alışveriş, gastronomi, kültür, sanat ve eğlenceyi bir araya getiren bütüncül bir deneyim sunuyor.
Prada, Moncler, Ferragamo, Ralph Lauren, Hugo ve Boss gibi global markaların yer aldığı Florentia Village’da lüks ve premium outlet mağazaları ile tam fiyatlı perakende aynı destinasyonda buluşuyor.
Ferragamo, Türkiye’deki ilk mono-brand butik yatırımını Florentia Village’da gerçekleştirirken, Nike da yaklaşık 10 yılın ardından Türkiye’ye yeniden merkez ofis düzeyinde doğrudan yatırım yapıyor. Proje, uluslararası markalara ortalama yüzde 30 ila 70 arasında fiyat avantajıyla ulaşma imkânı sunuyor.
Florentia Village’ın destinasyon modelinin önemli unsurlarından birini gastronomi oluşturuyor. Casual dining ve fine dining restoranlardan Türk mutfağına, kahve noktalarından hızlı yeme-içme seçeneklerine uzanan geniş bir gastronomi karması sunuluyor.
Doğuş Grubu’nun Florentia Village için geliştirdiği CASA markası ziyaretçilerle buluşurken, The Shelter farklı gastronomi deneyimlerini tek çatı altında bir araya getiren yeni nesil food hall konseptiyle hizmet veriyor.
İkinci fazda eklenecek 45 bin metrekarelik alanla Florentia Village’ın toplam 110 bin metrekare kiralanabilir büyüklüğe ulaşması hedefleniyor. Bu ölçekle Florentia Village’ın Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise sayılı outlet merkezlerinden biri olması amaçlanıyor.
Yılda 15 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlaması hedeflenen projenin, 5 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlaması öngörülüyor.
Başta Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya olmak üzere geniş bir coğrafyadan ziyaretçi çekmesi planlanan Florentia Village’da, ilk yıllarda güçlü bir uluslararası turist tabanı oluşturulması; orta vadede ise yabancı ziyaretçilerin toplam ziyaretçiler içerisindeki payının yüzde 40’ın üzerine çıkarılması hedefleniyor.
Florentia Village, stratejik konumuyla İstanbul’un yeni çekim merkezlerinden biri olmayı hedefliyor. İstanbul Havalimanı’ndan yalnızca 5 dakika mesafede bulunan destinasyonun hemen girişindeki metro istasyonu sayesinde şehir merkezine yaklaşık 25 dakikada ulaşım sağlanabiliyor.
Ana otoyol bağlantıları sayesinde İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakalarından kolay ulaşım imkanı sunan Florentia Village; alışveriş, gastronomi, kültür, sanat ve eğlenceyi uluslararası ziyaretçilerle buluşturan yeni bir destinasyon olarak konumlanıyor.
Lenzing, TENCEL™ Lyocell ve Modal elyaflarında kullandığı elyaf izleme teknolojisiyle, tekstil üretiminin farklı aşamalarından geçtikten sonra dahi ürünün tanınabilmesini ve orijinalliğinin doğrulanabilmesini sağlıyor.
Lenzing bu yaklaşımı dijital izlenebilirlik çözümleriyle destekleyerek, hammaddeden nihai ürüne uzanan tekstil tedarik zincirinde şeffaflığı ve güveni güçlendiriyor.

Tekstil sektöründe sürdürülebilirlik kadar, kullanılan hammaddenin gerçekten beyan edildiği kaynaktan gelip gelmediğinin doğrulanabilmesi de önem kazanıyor. Lenzing, TENCEL™ Lyocell ve Modal elyaflarında kullandığı özel tanımlama teknolojisi ve dijital izlenebilirlik çözümleriyle hammaddeden nihai ürüne uzanan karmaşık tekstil tedarik zincirinde şeffaflığı destekliyor.
Bir kıyafetin etiketi, ürünün hikâyesinin yalnızca görünen yüzü. O etiketin arkasında ham maddeden üretim ve tedarik süreçlerine kadar çok sayıda aşama ve aktörün yer aldığı uzun bir zincir bulunuyor. Tekstil sektörünün bu çok katmanlı yapısı, markaların kullandıkları malzemelerin kaynağını ve orijinalliğini doğrulayabilmesini her zamankinden daha önemli hale getiriyor.
Yenilenebilir ağaç ham maddesinden elde edilen sürdürülebilir özel elyaf çözümleriyle tekstil ve inovasyon sektörünün öncü tedarikçilerinden Lenzing, geliştirdiği elyaf tanımlama ve izlenebilirlik çözümleriyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. TENCEL™ Lyocell ve Modal elyafları, özel bir tanımlama teknolojisiyle üretilerek tekstil üretiminin farklı aşamalarından geçtikten sonra dahi tanınabilir ve orijinalliği doğrulanabilir hale geliyor.
Lenzing’in izlenebilirlik yaklaşımının temelinde, elyafın kendisine kadar uzanan fiziksel doğrulama bulunuyor. TENCEL™ Lyocell ve Modal elyafları, üretim sırasında özel bir moleküler işaretleyici ile tanımlanıyor.
Bu teknoloji sayesinde elyaflar ipliğe, ardından kumaşa ve nihai tekstil ürününe dönüştürüldükten sonra bile TENCEL™ markalı elyafların varlığı ve orijinalliği doğrulanabiliyor. Böylece izlenebilirlik yalnızca belge veya beyana dayalı bir süreç olmaktan çıkarak malzemenin kendisi üzerinden de destekleniyor. Tekstil üretiminin çok sayıda işlemden oluşan yapısı düşünüldüğünde bu özellik, tedarik zincirindeki güven açısından önemli bir avantaj sunuyor.
Lenzing’in yaklaşımı fiziksel elyaf tanımlamayla sınırlı kalmıyor. Dijital izlenebilirlik çözümleri de tedarik zinciri boyunca bilgi akışını ve şeffaflığı destekleyerek elyaftan nihai ürüne uzanan yolculuğun daha görünür hale gelmesine katkıda bulunuyor.
Fiziksel tanımlama teknolojisi malzemenin orijinalliğinin doğrulanmasına olanak verirken, dijital izlenebilirlik yaklaşımı tedarik zincirinin farklı aşamalarındaki bilgilerin birbirine bağlanmasını destekliyor. Böylece fiziksel ve dijital doğrulama birbirini tamamlayarak hem üreticiye hem de tüketicilere ürettikleri ya da giydikleri ürünün süreçlerinde güven ortamı sunuyor.
Bu bütünsel yaklaşım, tekstilde giderek önem kazanan “Bu ürün hangi malzemeden üretildi?” ve “Kullanılan elyaf gerçekten beyan edilen elyaf mı?” sorularına daha şeffaf ve doğrulanabilir yanıtlar verilmesine yardımcı oluyor.
Tedarik zincirindeki aktör sayısı arttıkça malzemelerin kaynağının ve orijinalliğinin doğrulanması da zorlaşabiliyor. Lenzing’in elyaf tanımlama teknolojisi, markaların ve perakendecilerin ürünlerinde orijinal TENCEL™ elyaflarının kullanıldığını doğrulayabilmesine olanak tanıyor.
Bu doğrulama kabiliyeti aynı zamanda markaların kendilerini ve tüketicilerini sahte ürün ve yanlış malzeme beyanlarına karşı daha iyi koruyabilmesine katkıda bulunuyor. Böylece izlenebilirlik, yalnızca tedarik zincirinin operasyonel bir konusu olmaktan çıkarak marka güveninin de önemli bir unsuru haline geliyor.
Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında hayata geçirilen AB Sürdürülebilir ve Döngüsel Tekstil Stratejisi, 2030 yılına kadar Avrupa pazarındaki tüm tekstil ürünlerinin uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir ve tehlikeli maddelerden arındırılmış olmasını zorunlu kılıyor. Bu da tekstil üreticilerini izlenebilir ve doğrulanabilir elyaflar kullanma konusunda teşvik ediyor.
Artık yalnızca daha düşük çevresel etkiye sahip malzemeler geliştirmek değil, bu malzemelerin kaynağını ve tedarik zincirindeki yolculuğunu ortaya koyabilmek de önem kazanıyor.
Lenzing’in fiziksel elyaf tanımlama teknolojisini dijital izlenebilirlik çözümleriyle destekleyen yaklaşımı, hammaddeden nihai tekstil ürününe uzanan süreçte güven ve şeffaflık için güçlü bir temel oluşturuyor. Çünkü tekstilde geleceğin güveni, yalnızca ürünün etiketinde ne yazdığıyla değil, o bilginin doğrulanabilir olmasıyla şekilleniyor.
TENCEL™, Lenzing Grubu’nun amiral gemisi tekstil elyaf markasıdır. 1992 yılından bu yana TENCEL™ markası, kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri ve sürekli yenilenen elyaf inovasyonları ile tekstil endüstrisinde olumlu bir değişim için çaba gösteren güçlü bir marka olmuştur.
TENCEL™ markalı Lyocell ve Modal elyafları, sürdürülebilir şekilde yönetilen ağaç kaynaklarından üretilen, kaynak verimliliği yüksek, yüksek konfor sunan malzemelerdir. Her iki elyaf da doğal olarak yumuşak, dokunuşta pürüzsüzdür ve kumaşlarda zengin renkleri destekleyebilir. Etkili nem kontrolü ile her iki elyafın kullanıldığı kumaşlar, doğal bir kuruluk hissi sunar.
Sürdürülebilir tekstil çözümleri olarak TENCEL™ Lyocell ve Modal elyafları son derece çok yönlüdür ve neredeyse sınırsız çeşitlilikte ürün tasarımları ve işlevler sunmak için geniş bir tekstil elyaf yelpazesiyle birleştirilebilir. Bu elyaflar, hazır giyim, denim, iç giyim, spor giyim, iş kıyafetleri, ayakkabılar ve hatta ev tekstil ürünleri gibi neredeyse her türlü tekstil kategorisinde kullanılabilir.
Doğal ham madde olan ağaçtan üretilen TENCEL™ Lyocell ve Modal elyafları, ömür döngülerinin sonunda çözünüp kompost haline gelebilir elyaflar ayrıca tüm yaşam döngüleri boyunca yüksek çevresel standartları tanıyan AB Ecolabel (lisans no: AT/016/001) çevre mükemmeliyeti sertifikasına sahiptir.
Lenzing Grubu, selüloz ve geri dönüştürülmüş malzemeye dayalı özel elyafların çevreye duyarlı üretimini desteklemektedir. Bir inovasyon lideri olarak Lenzing, küresel tekstil ve dokusuz kumaş üreticilerinin ortağıdır ve birçok yeni teknolojik gelişmeyi harekete geçirmektedir.
Lenzing Grubu’nun yüksek kaliteli elyafları; fonksiyonel, rahat ve modaya uygun giysilerden dayanıklı ve sürdürülebilir ev tekstillerine kadar çeşitli tekstil uygulamalarının temelini oluşturuyor. Özel nitelikleri ve botanik kökenleri dolayısıyla, TÜV sertifikalı biyolojik olarak parçalanabilir ve gübreleşebilir Lenzing elyafları, günlük hijyen ürünleri için de son derece uygundur.
Lenzing Grubu’nun iş modeli, klasik bir elyaf üreticisinin çok ötesine geçiyor. Lenzing, müşterileri ve ortaklarıyla birlikte değer zinciri boyunca yenilikçi ürünler geliştirerek tüketiciler için katma değer yaratıyor.
Lenzing Grubu, tüm hammaddelerin verimli bir şekilde kullanılması ve işlenmesi için çaba göstermekte ve tekstil endüstrisini mevcut doğrusal ekonomik sistemden döngüsel bir ekonomiye dönüştürmeye yardımcı olacak çözümler sunmaktadır.
Lenzing, küresel ısınmanın hızını azaltmak ve böylece Paris Anlaşması ve AB Komisyonu’nun “Yeşil Mutabakat” hedeflerini desteklemek amacıyla, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltmayı ve 2050 yılına kadar net sıfır hedefine (kapsam 1, 2 ve 3) ulaşmayı amaçlayan bilime dayalı net bir iklim eylem planı geliştirmiştir.
Gelir: 2.60 milyar Euro
Nominal kapasite (elyaf): 1,110,000 ton
Çalışanlar (TSE): 7,738
TENCEL™, LENZING™ ECOVERO™, VEOCEL™, LENZING™ ve REFIBRA™ Lenzing AG’nin ticari markalarıdır.
Kapalı ayakkabıyla geçirilen süre, hareket düzeyi ve değişen kullanım koşulları, çorap seçiminde dikkate alınan kriterleri genişletiyor. Mısırlı Underwear & Socks, ayakkabı türü ve günlük rutine uygun nem yönetimi, nefes alabilirlik, yastıklama, sürtünme dayanımı ve ayağa uyum özelliklerinin günlük konfor üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.
Bir iş gününün saatlerce kapalı ayakkabı içinde geçmesi, günün yürüyüş veya sporla devam etmesi ya da dış mekânda değişen sıcaklıklarla karşılaşılması, ayağın maruz kaldığı koşulları değiştiriyor. Bu değişim, çoraptan beklenen işlevleri de artırıyor. Ayakla ayakkabı arasındaki doğrudan temas noktası olan çorap, nemin uzaklaştırılması, sürtünmenin yönetilmesi, darbenin yumuşatılması ve ısı dengesinin desteklenmesinde rol oynuyor. Çorap bu yönüyle görünümün yanı sıra günlük konforu da etkileyen teknik bir performans katmanı niteliği taşıyor.

Bilimsel çalışmalar, çorap seçiminde lif türü, kumaş kurgusu, ayağa uyum ve kullanım koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Journal of Athletic Training’de yayımlanan ve ayakta sürtünmeye bağlı su toplamasını ele alan kapsamlı bir değerlendirme, nemin cilt ile tekstil arasındaki sürtünme ve kesme yüklerini etkilediğine; çorabın ayağa uyumu, yüzey dokusu ve lif bileşiminin de bu etkileşimde rol oynadığına işaret ediyor.
Materials Dergisi’nde yayımlanan ve koşu koşullarında gerçekleştirilen bir başka çalışmada, özel koşu çoraplarının standart çoraplara kıyasla daha yüksek darbe koruması sağladığı görüldü. Bulgular, bu farkta kumaş kalınlığı ve ağırlığının belirleyici olduğunu ortaya koyarken, koşu gibi hareket yoğunluğunun yüksek olduğu kullanım koşullarında taban kurgusu ve yastıklamanın taşıdığı önemi vurguluyor.
Aynı dergide yayımlanan bir başka tekstil araştırmasında ise viskoz ve liyosel çorapların pamuklu modellere kıyasla nem emme ve nefes alabilirlikte daha iyi, aşınma dayanımında ise daha düşük sonuçlar verdiği belirlendi. Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, doğru seçimin kullanım koşuluna göre nefes alabilirlik, yastıklama, uyum ve dayanıklılık arasında kurulan dengeye dayandığı görülüyor.
Kapalı ayakkabı içinde geçirilen uzun bir iş gününde nefes alabilirlik ve nem transferi öne çıkarken, burun dikişinin baskı oluşturmaması ve çorabın ayağa doğru biçimde oturması kullanım konforunu destekliyor. Uzun yürüyüşlerde veya spor sırasında tekrar eden adımlar ayağın maruz kaldığı yükü ve sürtünmeyi artırdığı için yastıklama, taban desteği ve çorabın hareket boyunca ayağa tutunması önem kazanıyor. Dış mekânda ise değişen sıcaklık ve zemin koşulları nedeniyle ısı dengesi ve mukavemet daha belirleyici hâle geliyor.
Doğru ürün seçiminin günlük alışkanlıkları dikkate almakla başladığını belirten Mısırlı Underwear & Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, şu değerlendirmede bulundu: “Bir çorap seçerken önce günün nasıl geçeceğine bakmak gerekiyor. Saatlerce kapalı ayakkabıyla çalışan, yoğun yürüyen, spor yapan ya da dış mekânda vakit geçiren kişilerin ihtiyaçları birbirinden farklılaşıyor. Ayakkabının türü, kullanım süresi ve hareket yoğunluğu da hangi özelliklere ihtiyaç duyulacağını belirliyor. Günlük performans bizim için çorabın değişen tempoya uyum sağlaması ve kullanım boyunca konfor sunması anlamına geliyor.”
Yaklaşık bir asırlık üretim deneyimine sahip Mısırlı Underwear & Socks, farklı kullanım senaryolarına yönelik ürünlerinde iplik bileşimi, örgü tekniği, taban kurgusu, burun dikişi ve konç formunu bir arada değerlendiriyor. İplik ve örgü tercihleri nefes alabilirlik ile nem transferini desteklerken, taban kurgusu hareket sırasında ihtiyaç duyulan yastıklamayı sağlıyor. Burun, lastik ve konç tasarımı ise çorabın ayağa uyumunu ve kullanım boyunca yerini korumasını etkiliyor.
Bu yaklaşım, markanın portföyünde farklı teknik çözümlerle karşılık buluyor. Coolmax iplik kullanılan modeller nem transferi ve nefes alabilirliğe, yarım havlu tabanlı spor çoraplar yastıklamaya, dikişsiz burun ve yumuşak lastik kullanılan günlük ürünler ise ayağa uyum ve uzun süreli konfora odaklanıyor. Dış mekân kullanımına yönelik modellerde de ısı dengesi, mukavemet ve form dayanımı birlikte ele alınıyor.
Ürün performansının tasarım ve üretimde alınan kararların bütünüyle şekillendiğini vurgulayan Taşçı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çorapta fark yaratan ayrıntıların çoğu dışarıdan görülmüyor. İplik karışımından örgü sıklığına, tabanın nasıl kurgulandığından burun dikişi ve konç formuna kadar her karar kullanıcı deneyimine yansıyor. Üretimdeki tecrübemizi günlük hayatın farklı ihtiyaçlarını okuyarak ürünlerimize taşıyoruz. İyi bir çorap gün boyunca işini yapar, günün sonuna kadar varlığını bile düşünmezsiniz.”
Golf ve tenis stilinden ilham alan Gap x Malbon Koleksiyonu, Gap’in zamansız Amerikan stilini Malbon’un çağdaş ve özgün tarzıyla buluşturuyor.
Amerikan stilinin zamansız kodlarını spor kültürünün enerjisiyle bir araya getiren koleksiyon, Gap’in ikonik tasarım mirasını Malbon’un kendine özgü ve yaratıcı yaklaşımıyla yeniden yorumluyor.
Sporun yalnızca bir performans alanı olmaktan çıkarak kültürü, topluluğu ve bireysel ifadeyi bir araya getiren bir yaşam biçimine dönüşmesinden ilham alan koleksiyon; golf ve tenis dünyasını aynı sahada bir araya getiriyor. Hafta sonundan günlük yaşama uzanan çok yönlü parçalarıyla koleksiyon, spor stilini sahadan sokağa taşıyor.
33 parçadan oluşan Gap x Malbon koleksiyonu, kendi kurallarını koyan, özgünlüğünü ortaya koymaktan çekinmeyen ve stilini özgürce ifade edenler için yeniden tasarlanıyor.
Kadın ve erkek ürün gruplarından oluşan geniş seçkide; klasik rugby polo’lar, pileli etekler, kolej stilinden ilham alan trikolar, rahat dış giyim parçaları ve sınırlı sayıda sunulan golf aksesuarları öne çıkıyor.
Duncan Wolfe tarafından çekilen kampanya ise tenis kortundan golf sahasına ve ötesine uzanan dinamik bir hikâye anlatıyor. Stil ve spora duydukları ortak tutkuyla bir araya gelen marka temsilcileri ve içerik üreticileri; topluluk, bireysellik ve kendini ifade etme temasını kampanyanın merkezine taşıyor.
Gap x Malbon koleksiyonu, 16 Eylül tarihi itibarıyla gap.com.tr, Gap Türkiye mobil uygulaması ve Gap Akmerkez mağazasında satışta olacak.
Gap, 1969 yılında San Francisco’da kurulan ve Amerikan casual stilinin ikonik markalarından biri olarak dünya çapında tanınan bir yaşam tarzı markasıdır. Bireyselliği ve özgünlüğü odağına alan Gap, sevilen zamansız parçaları kültürel açıdan güncel deneyimlerle buluşturarak her nesilden tüketiciyle bağ kurar.
GapKids, babyGap, Gap Maternity, GapBody, GapFit, Gap Accessories ve Gap Beauty gibi farklı kategorilerin yanı sıra GapStudio ve GapX çatısı altındaki iş birlikleriyle geniş bir ürün ve deneyim dünyası sunar. Gap, dünya çapında faaliyet gösteren global perakende şirketi Gap Inc.’in (NYSE: GAP) adını taşıyan markasıdır. Marka, kendi mağazaları, franchise noktaları ve dijital kanalları aracılığıyla dünyanın dört bir yanındaki müşterileriyle buluşmaktadır.
Malbon’ın misyonu oldukça yalın: Bugünün gençlerini dünyanın en büyük oyunlarından biri olan golfle buluşturmak ve golf kültürünü yeni nesillere taşımak. Kültür ve golf tutkunu Stephen ve Erica Malbon tarafından 2017 yılında kurulan marka, hem golf sahasında hem de günlük hayatta kullanılabilen çok yönlü erkek giyim parçalarından oluşan sınırlı bir koleksiyonla yola çıktı.
Malbon, zaman içinde golfü yalnızca bir spor olmaktan çıkarıp bir yaşam tarzı olarak konumlandıran hareketin öncülerinden biri haline geldi. Dünyanın önde gelen markalarıyla gerçekleştirdiği iş birlikleri ve sporun geleceğine dair ortak bir vizyonu paylaşan topluluğuyla golf kültürüne yeni bir perspektif kazandırdı.
Bugün Malbon Golf; erkek ve kadın giyim, ayakkabı ve aksesuar koleksiyonlarıyla golf dünyasına farklı bir bakış sunuyor. Markanın tasarımları, geleneksel golf anlayışını yeniden yorumlarken farklı yaş gruplarına hitap eden, erişilebilir ve kişisel bir golf deneyimini desteklemeyi amaçlıyor.
Malbon Golf, ABD, Kore ve Filipinler’de e-ticaret kanalları ve seçili prestijli perakendeciler aracılığıyla tüketicilerle buluşuyor.
Türkiye’nin öncü jean ve hazır giyim markası Mavi, enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş 1 Şubat – 31 Temmuz 2026 tarihlerini kapsayan ilk 6 aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Tüketici talebinin baskı altında kaldığı zorlu makroekonomik ortamda, konsolide gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,1 gerileyerek 25 milyar 832 milyon TL olarak gerçekleşti.
Şirket, bu dönemde doğru planlama ve fiyatlama stratejisi ile brüt kâr marjını geçen yılın aynı dönemine göre 1,8 puan artırarak %53,1’e yükseltti. İlk yarıyı 4 milyar 679 milyon TL FAVÖK ve %18,1 FAVÖK marjı ile tamamlayan Mavi, 807 milyon TL net kâr elde etti. Faaliyetlerinden kâr ve güçlü nakit yaratmayı sürdürerek sağlam bilanço yapısını koruyan Mavi’nin net nakit pozisyonu 6 milyar 664 milyon TL olarak gerçekleşti.

Yılın ilk yarısında Türkiye’de 7 mağazada metrekare büyümesi ve 14 mağazada yeni konsepte geçiş gerçekleştiren Mavi, ABD’de ise 4 yeni perakende mağaza açtı. Mavi bugün, dünyada 30 ülkede, 497 mağaza ve yaklaşık 4.000 satış noktasında müşterileriyle buluşuyor.
Perakende, dijital ve omnichannel yatırımlarına hız kesmeden devam eden şirket, ilk 6 ayda Türkiye’de perakende mağazalardaki satış adetlerini geçen yıl aynı döneme göre %4 artırdı. Yılın ilk yarısında kazanılan 682 bin yeni müşteri ile şirketin son bir yıldaki aktif müşteri sayısı 6,2 milyona ulaşırken, Mavi App kullanıcısı 5,7 milyon kişiye, Kartuş Genç üye sayısı 460 bine yükseldi.
Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, 2026 yılı ilk yarı performansıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“2026’nın ilk yarısında, pazar dinamiklerine uyum sağlayarak operasyonel gücümüzü ve verimliliğimizi artırmaya odaklandık. Güçlü bilanço yapımızı korurken, sürdürülebilir büyüme için yatırımlarımızı ve stratejik önceliklerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
‘Doğru ürün, doğru fiyat, premium kalite’ üzerine kurguladığımız stratejimiz, esnek tedarik zincirimiz, etkin ve verimli planlama, disiplinli stok ve işletme sermayesi yönetimiyle brüt kâr marjımızı yukarı taşımaya, faaliyetlerimizden nakit ve net kâr yaratmaya devam ediyoruz.
Türkiye jean pazarındaki liderliğimizi, toplam hazır giyim pazarında ilk üçteki yerimizi koruyoruz ve casual giyimdeki güçlü konumumuzu sürdürüyoruz. Denimde inovasyona ve fit çeşitliliğine yaptığımız yatırımlarla jean denince akla gelen ilk marka olmaya devam ediyoruz.”
“Uzun soluklu marka yüzlerimiz Kıvanç Tatlıtuğ ve Serenay Sarıkaya ile birlikte Mavi’nin premium marka algısını güçlendirmeye, ikonik jean’lerini ve marka duruşunu yeni hikâyelerle anlatmaya devam ettik. Gençlikle bağımızı, marka değerlerimizle örtüşen ve gençlere ilham veren yıldız sporculara sağladığımız destekle pekiştirdik.
Azmi, kararlılığı ve duruşuyla Türk tenisinde yeni bir dönemi temsil eden Zeynep Sönmez’i ve sahada gösterdiği başarılı performansın yanı sıra karizması, karakteri, çalışma disiplini ve kendine özgü stiliyle yeni nesil için rol model olan Kenan Yıldız’ı marka elçilerimiz arasına kattık.”
“Mavi’de tüm adımlarımızı uzun vadeli değer yaratma odağında atıyor; insana yatırım yapmaya, çevresel etkimizi azaltmaya ve marka itibarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. 35. yılımızı kutladığımız 2026 yılının ilk yarısında da bu yaklaşımımızın ulusal ve uluslararası ölçekte karşılık bulmasından gurur duyduk.
Extel EMEA Araştırması’nda üst üste üçüncü kez “Most Honored Company” seçilerek EMEA Bölgesi’nin En İtibarlı Şirketleri arasında yer aldık. Forbes Türkiye’nin En İyi İşverenleri listesinde 400 şirket arasında 4’üncü sıraya yükseldik. S&P Global Sustainability Yearbook 2026’ya Türkiye’den giren ilk ve tek hazır giyim markası olduk. Çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızla, sorumlu yatırımcılar tarafından küresel ölçekte takip edilen FTSE4Good Endeks Serisi’ne dahil edildik.”
“Yönetim Kurulu’muz, tüm paydaşlarımızın menfaatlerinin korunması, sağlıklı fiyat oluşumunun ve pay fiyatı istikrarının desteklenmesi ve geri alınan payların iptal edilmesi suretiyle uzun vadeli hissedar değerine katkı sağlanması amacıyla yeniden bir hisse alım programı başlatmaya karar verdi. Program için 1 milyar TL fon ayırdık.”
İlk 6 aylık finansal sonuçlar doğrultusunda 2026 yılı beklentilerini güncelleyen Mavi, yılı konsolide gelirlerde yatay ila düşük tek haneli daralmayla tamamlamayı öngörüyor. Mavi, %18 ± %0,5 FAVÖK marjı hedefini ve net nakit pozisyonunu koruma beklentisini sürdürüyor.
Satış alanı büyümesinde 2026 yılında Türkiye’de 15 net yeni mağaza açılışı, 15 mağazada metrekare genişlemesi ve 30 mağazada yenileme; Kuzey Amerika’da ise 6 yeni mağaza açma hedeflerini koruyor.
Cüneyt Yavuz, konsolide gelir beklentisindeki revizyonun güncellenen enflasyon varsayımı doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtirken, Mavi’nin FAVÖK marjı, net nakit pozisyonu, yatırım harcamaları ve mağaza yatırımlarına ilişkin yıl sonu hedeflerini koruduğunun altını çizdi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.