20 Şubat 2026 Cuma
Mental Design Works (MDW) tarafından İstanbul Kağıthane’de tasarlanan ve Europe Property Awards 2025’te “Multiple Residence Architecture” kategorisinde aldığı ödülle adından söz ettiren Greenox Urban Residence, kentsel dönüşümü yalnızca yapı yenileme olarak değil; çevresel, sosyal ve mekansal bir değişim hedefiyle ele alan bütüncül bir yaşam modeli sunuyor. Şehir merkezinde yaşayan bireylerin yeşil ve oksijen ihtiyacına doğrudan yanıt vermeyi amaçlayan bir konut yapısı olan Greenox, mevcut imar koşullarının zorunlu kıldığı monoblok kütleyi, çevreye ve kente değer katan bir unsura dönüştürüyor.
Yerel değerleri evrensel bir mimari dille ifade eden ve güçlü kimliğe sahip yapılar üreten Mimar Salih Çıkman liderliğindeki Mental Design Works (MDW), Europe Property Awards 2025’te “Multiple Residence Architecture” kategorisinde ödüle layık görülen Greenox Urban Residence’ı, giderek betonlaşan kent dokusu içerisinde yapıyı yaşayan bir organizmaya dönüştürme fikrinden yola çıkarak tasarladı. İstanbul, Kağıthane’de bulunan ve doğaya saygılı, enerji ve su kaynaklarını verimli kullanan bir yaklaşımla ele alınan Greenox, mevcut imar koşullarının zorunlu kıldığı monoblok kütleyi, çevreye ve kente değer katan bir unsura dönüştürüyor. Çevredeki yapılaşmanın incelenmesiyle yeşil alanların yok denecek kadar az olduğunun görülmesi, dönüşümün yalnızca mevcut yapıyı yıkıp yeniden inşa etmekten ibaret olmadığı; yerine konulan yapının çevresel ve kentsel ölçekte pozitif etkiler üretmesi gerektiği fikrini güçlendiriyor.

Mental Design Works tarafından hayat ağacının dallarından ilham alınarak tasarlanan cephe strüktürü, binanın ana mimari karakterini oluşturuyor. Bu strüktür sayesinde yeşil doku yalnızca zeminle sınırlı kalmayarak üçüncü boyuta taşınıyor ve yapıyı saran, yaşayan bir kabuğa dönüşüyor. Yapının oturduğu yeşil zemin üst kotlara taşınarak sosyal bir çatı alanı oluşturuluyor ve önündeki park alanı da düzenlenerek çevresiyle bütünleşen kamusal bir alan elde ediliyor.
Cephede yer alan 209 ağaç ve 20.180 bitki, 3.121 çalı ve yer örtücü bitki sayesinde Greenox, yılda 5.657,5 m³ oksijen üretiyor. Standart yapılara kıyasla atmosfere yıllık yaklaşık 7.4 ton daha az karbon salımı sağlarken, yüzde 40’a varan su ve enerji tasarrufu ile hem çevreye hem de kullanıcı ekonomisine katkı sunuyor. Bitkiler karbondioksit ve toz partiküllerini emerken, cephede ısı ve nem yalıtımı sağlıyor. Kış aylarında gün ışığının iç mekanlara ulaşmasına olanak tanırken, yaz aylarında aşırı ısı kazanımını engelliyor. Sulama ve gübreleme süreçlerinin otomasyonla yönetilmesi, bu yaşayan sistemin sürdürülebilirliğini mümkün kılıyor.
Mental Design Works’ün sürdürülebilir yaşam kurgusunu merkeze alan tasarım yaklaşımı doğrultusunda şekillenen ve LEED Gold ile Dünya Bankası IFC tarafından Türkiye’de ilk kez verilen EDGE Yeşil Bina sertifikalarına sahip olan Greenox Urban Residence; yağmur suyunun depolanarak peyzaj ve cephe sistemlerinde kullanılması, gri suyun arıtılarak yeniden değerlendirilmesi ve çatıdaki güneş panelleriyle ortak alanların enerji ihtiyacının karşılanması gibi uygulamalarla ekolojik yaklaşımı destekleyen temel unsurları bir araya getiriyor.
Toplam 11.500 m² konut alanı ve 1.100 m² sosyal tesis alanına sahip Greenox, 24 katlı tek blokta, 50 ila 91 m² arasında değişen 1+1 ve 2+1 tiplerde toplam 170 konuttan oluşuyor. Otopark ve teknik hacimler altı kat boyunca yer altında çözülürken, zemin katta kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren hizmet alanları, üst katlarda ise konut birimleri konumlandırılıyor.
Özel, yarı özel, formal ve yarı formal alanlar arasında yaratılan dengeli kurgu; sosyalleşmeyi destekleyen avlular, yeşil ve su ögeleriyle tanımlanan ortak alanlar ve farklı kullanım senaryolarına dönüşebilen mekanlarla zenginleştiriliyor. Giriş bölümünde daha formal bir dil benimserken, sosyal avlu ve teras alanlarında konforlu ve dinamik bir atmosfer sunuluyor. Misafir süitleri; toplantı ve çalışma odaları, havuz, fitness, sauna, oturma ve barbekü alanlarıyla desteklenirken, şehirle bütünleşen kat bahçeleri ve seyir terasları aracılığıyla sağlıklı, sürdürülebilir ve nitelikli bir kentsel yaşam deneyimi vadediyor.
Greenox Urban Residence; doğayla bütünleşen tasarım dili, özgün cephe kurgusu ve sürdürülebilirlik temelli çözümleriyle günümüz gereksinimlerinin ötesine geçerek geleceğin kent yaşamına referans veren nitelikli bir konut yapı olarak konumlanıyor. Böylece Mental Design Works’ün çevresel duyarlılık, sosyal yaşam ve mekansal kaliteyi odağına alan bütüncül yaklaşımı, Greenox’ta kente değer katan, yaşayan ve sürekli gelişen bir mimari ifade biçimine dönüşüyor.
Mental Design Works, mimarlığı sadece mekan tasarımı değil; kültürel bir temsil, entelektüel bir duruş ve geleceğe dönük bir vizyon olarak ele alan bir mimari tasarım stüdyosudur. 2010 yılında Mimar Salih Çıkman tarafından kurulan stüdyo, 2012 yılında Mimar Tülin Meydan’ın katılımıyla çok disiplinli bir yapıya dönüşmüş; o günden bu yana mimarlıkta kimlik inşa eden, düşünce üreten ve ilham veren bir üretim pratiği oluşturmuştur.
Mental Design Works’ün tasarım anlayışı; biçimden önce fikre, detaydan önce kavrama, malzemeden önce anlam haritasına yaslanır. Her projeyi ait olduğu yerin tarihini, kültürel bağlamını ve doğasını bir araya getiren mimari bir sentez olarak ele alan Mental Design Works, mimariyi zamansızlaştıran, bağlamsal olarak köklendiren ve estetik olduğu kadar etik bir zemin üzerine oturtan bir üslupla tasarlar.
Bu bağlamda, çevreye duyarlı yeşil bina projeleri, yerel bağlamla kurulan kuvvetli ilişkiler, kullanıcı deneyimine odaklanan planlamalar ve detaylara gösterilen özen, firmanın imzası haline gelmiştir. Her proje, sadece fiziki değil entelektüel bir önerme, tasarım üzerinden kurulan bir tartışma ve en önemlisi, kendi varoluş gerekçesini içinde taşıyan bir varlık haline gelir. Mental Design Works, bulunduğu bağlamı dönüştürmeden önce anlar; mekanın hafızasına dokunur, malzemenin potansiyelini keşfeder, doğanın izini sürer ve her defasında yeniden yazar. Mimariyi düşünen, sorgulayan ve yeniden tanımlayan bir kimliğe sahip olan Mental Design Works, bugünü şekillendirirken geleceğe saygı duyan, yerel olanı evrensel bir dille anlatabilen ve kimliği olan mimarlıklar üretir.