Novak Djokovic, dünyanın en efsanevi tenis turnuvalarından birinde bu yıl yirminci kez kortlara çıkıyor. Lacoste, bu özel dönüm noktasını kendi köklü mirası ile Novak Djokovic’in efsanevi kariyerini aynı tasarımda buluşturan, dünyada tek örneği bulunan özel bir parçayla kutluyor.
1920’lerin büyük şampiyonlarının, hatta René Lacoste’un bizzat giydiği ikonik beyaz biyeli ceketlerden yola çıkan bu tasarım, mirası bugünün diliyle yeniden yorumluyor. Klasik bir tenis gardırobunun çağdaş bir okuması olan ceket, zamansız bir zarafeti modern performans teknolojisiyle buluşturuyor.
Ceket, sadece Lacoste için geliştirilen, yüzde yüz poliamidden üretilen kendine özgü teknik naylon kumaştan hayat buluyor. Kumaşın oversize piké dokusu, markanın en köklü tekstil imzalarından birini günümüze taşıyor.
Geleneksel terzilik zanaatını en ileri giyim teknolojileriyle buluşturan bu üretimde, kaynaklı dikişler ve lazer kesim detaylar bir araya geliyor. Ortaya kusursuz bir hassasiyetle şekillenmiş, sade ve tam oturan bir silüet çıkıyor.
Ceketin göğsünde, farklı yeşil tonlarındaki pamuklu ipliklerin tek tek ilmek dikişiyle işlendiği el yapımı keçe patch dikkat çekiyor. Bu özenli işçilik, efsanevi çim kortların dokusunu ve derinliğini adeta kumaşa taşıyor. Metalik sırma işlemeyle hazırlanan gümüş detaylar ise bu eşsiz parçaya ayrı bir derinlik, incelik ve değerli bir parıltı katıyor.
Ceketin asıl hikâyesi ise gözlerden uzak bir yerde saklı. İç cepte Sırpça işlenmiş bir mesaj, özenle yerleştirilmiş bir aile fotoğrafına eşlik ediyor. Bu, Novak Djokovic’in köklerine ve onu bugüne taşıyan değerlere sessiz ama derin bir bağlılığın ifadesi.
Lacoste, 1933 yılında ilk polo tişörtünü tasarladığı günden bu yana köklü spor mirasını iyimserlik, özgüven ve zarafet anlayışıyla buluşturuyor. Moda ile sporun kesişim noktasında konumlanan marka, zahmetsiz şıklık anlayışından ilham alan Fransız yaşam stilini özgürce hareket etmeyi teşvik eden tasarımlarıyla yorumluyor.
Lacoste, her koleksiyonunda ve her marka deneyiminde zamansız tasarımı yaratıcılıkla bir araya getiriyor. Kuruluşundan bu yana timsah logosu, onu taşıyan her yeni nesille birlikte daha da güçlü bir simgeye dönüşerek modanın ötesinde bir aidiyet duygusunu temsil ediyor. Ülkeler, kuşaklar ve insanlar arasında aktarılan Lacoste tasarımları, kurduğu duygusal bağ sayesinde ikonik bir değer kazanıyor.
Evrensel ve zamansız zarafet anlayışıyla Lacoste, farklılıkların değer gördüğü ve ortak değerlerin paylaşıldığı geniş bir topluluğu bir araya getiriyor.
Her Hafta Taze Moda Keşfi DeFacto’da